Trafik Adabı Ders Notları

1-TRAFİK ADABI

  • Yazılı Kurallara Uyma (denetim ve ceza korkusu olmadan)
  • NASIL? Farkındalık Yaratarak

*Yazılı Olmayan ve trafik içerisinde karşılıklı anlayış ve empati gerektiren  davranışları oluşturma ve bu davranışları alışkanlık haline getirme.




Yazılı Kurallara Uyma:

Denetim ve Ceza Korkusu Olmadan

  • Sürücü, araç kullanırken yapacağı bir kural ihlalinin sonucunun sadece maddi cezası olduğunu düşünmemelidir.
  • Trafik içinde yapacağı bir kural ihlalinde, kendi canını ya da sevdiklerinin canını tehlikeye attığının da farkında olmalıdır.
  • Bu farkındalığı kazanmak için yapılması gereken ise trafikteki bütün kuralların nedenini öğrenmektir.

Trafik adabı;  Trafik içinde,  sorumluluk,  yardımlaşma,  tahammül, saygı,  fedakârlık, sabır vb. değerlere sahip olabilme yetisi.

2- TRAFİKTE TEMEL DEĞERLER

a) sorumluluk

b) yardımlaşma

c) tahammül

d) nezaket ve saygı

e) Feragat ve fedakarlık

f) Sabır

g) Trafik kültüründe birbirini uyarma

    a) Sorumluluk:

*Sorumluluk; kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi anlamına gelmektedir.




*Davranışlarının sonuçlarını düşünerek, hareket etmelidir.

-Çünkü sürücü belgesi sahibi olmak demek, topluma bir «söz vermek» demektir.

«Söz veriyorum»

Bu belge ile  “ben bir canlıyı öldürme ve çevreye zarar verme potansiyeli olan ‘aracı’ güvenli bir şekilde ve kimseye ve hiçbir şeye zarar vermeden kullanmak için gerekli bilgileri öğrendim ve bu bilgileri uygulamak için gerekli olan kişilik özelliklerine, yetişkinliğe ve sorumluluk duygusuna, psikolojik ve fiziksel uygunluklara sahibim”  demektedir.

Örnek

Bir sürücü, sürekli şerit değiştirerek (slalom yaparak) araç kullanırsa, çevresindeki sürücülerin dikkatinin dağılmasına ya da paniğe kapılmalarına sebep olabilir. Bunun sonucunda sürücünün kendi hatalı davranışı yüzünden başka sürücülerin kaza yapma riski artacaktır. Bu sürücü başkalarının canına ya da malına zarar verme sorumluluğunu üstlenebilecek midir?

   b) Yardımlaşma

*Yardımlaşma, karşılıklı yardımda bulunma anlamına gelmektedir.

*Yardımlaşmanın olduğu ortamlar, stresten uzak, insanların daha sakin ve huzurlu olduğu ortamlardır.

Trafikte Yardımlaşma Neden Önemlidir?

Trafik ortamı, tüm yol kullanıcılarının birlikte hareket ettiği, birbirinin olumlu ya da olumsuz davranışlarından etkilendiği birlikte yaşam ortamdır. Bu, yardımlaşma olmadan sürdürülmesi zor bir durumdur.

Özellikle trafikte dezavantajlı gruplar olan çocukların, yaşlıların ve engellilerin yardıma daha fazla ihtiyacı olabilir.

Örnek

Aracı arıza yaptığı için yolda kalmış ve yardım talebinde bulunan bir sürücüye, yoldan geçen bir sürücünün durup yardım etmesi hem yardım talep eden sürücüyü bir sorundan kurtaracak hem de aracın bir an önce durduğu yerden trafiğe katılmasını sağlayarak, trafiğin aksamasını önleyecektir.




   c) Tahammül

insanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme ya da katlanabilme gücü olarak tanımlanmıştır.

Gerek bizim ve gerekse çoğunluğun görüş biçimine aykırı düşen görüşlere, sabırla ve taraf tutmadan katlanabilme özelliğidir.

Trafik ortamında, farklı özelliklere sahip sürücüler, yolcular ve yayalarla birlikte araç kullanmak durumundayız.

Bunların içinde, kurallara uymayan veya dikkatsiz  sürücüler ve yayalar olabilir.

Bu kişilerin yanlış davranışlarına öfkelendiğimizde, bu öfkemizi bastırıp tahammül edebilmemiz tabi ki  çok güçtür.

Trafik içinde istenmeyen durumlara öfkelenmek ve bu öfkeyi belli etmek yerine tahammül edebilmek çok daha huzurlu bir trafik ortamı yaratacaktır

Örnek

Park etme konusunda acemi olan yeni sürücü, yolda iki aracın arasına park etmeye çalışırken, arkasındaki araç sürücüsü bu duruma tahammül göstermeyip, sürekli kornaya basarsa, park etmeye çalışan sürücü paniğe kapılacak ve park etme süresi artacaktır. Oysa fazladan gösterilecek 30 saniyelik bir tahammül, daha huzurlu bir trafik ortamı oluşturacak ve acemi sürücünün de daha kısa sürede manevrasını tamamlamasını sağlayacaktır.

   d) Nezaket ve Saygı

Nezaket; başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma anlamına gelmektedir.




Saygı ise; değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu anlamına gelmektedir.

Başarılı iletişimin en önemli kuralı karşımızdaki kişinin varlığına saygı göstermektir.

Ülke insanımızda var  olan bu  değerleri trafik ortamında da  yansıtabilmek çok önemlidir.

Örnek

Trafik kazası sadece maddi hasarlı bile olsa, yaşanması hiç istenmeyen ve kazaya karışan sürücüleri psikolojik olarak olumsuz etkileyen bir durumdur. Kaza sonrası tarafların birbirine saygısız ve nezaketsiz bir şekilde davranması, kazayı ortadan kaldıramayacağı gibi, olayın yasal gidişatını da uzatacağından çözümü geciktirecektir. Bu sebeple kaza sonrası sürücünün soğukkanlılığını kaybetmemesi, diğer sürücüye saygısız ve nezaketsiz söylem ve hareketlerde bulunmaması çok önemlidir. Nezaket ve saygı, huzurlu ve daha az stresli bir ortamın oluşmasını sağlayacağı için meydana gelen kaza ile ilgili sorunlar daha kısa bir sürede çözülecek, kişilerin psikolojik olarak yaşadıkları olumsuz duygular ise en azından yaşanan kaza ile sınırlı kalacaktır.

   e) Feragat ve Fedakarlık

Feragat ve fedakârlık, bir amaç uğruna ya da gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi haklarından vazgeçme,  özveri anlamına gelmektedir.

Trafik ortamında bazen hak kendinizden yana iken bile bu hakkımızı diğer sürücüye vermek, bize bir şey kaybettirmeyeceği gibi daha huzurlu bir trafik ortamı sağlamaya katkıda bulunacaktır

Örnek

Tali yol- Ana yol kesişmesinde  geçiş hakkı anayolda seyreden sürücüye aittir. Anayolda, kalabalık bir trafik içinde ilerleyen sürücü, tali yoldan gelmekte olan sürücüye kendi geçiş hakkını verdiğinde sadece birkaç saniye zaman kaybedecek, karşılığında ise tali yolda araçların birikmesini önlemiş olacaktır.  Böyle bir durumda, anayoldaki sürücülerin tali yoldan gelenlere hiçbir şekilde yol vermediğini düşünelim; bir süre sonra tali yoldaki araç trafiği çok fazla artacak, o yoldaki trafik duracak, sürücülerde öfke, kızgınlık ve sabırsızlık başlayacaktır. Dolayısıyla bu ortamda kaza olasılığı artacaktır. Sonuçta hem ana yolda hem de tali yolda trafik tıkanacaktır. Bu sonuçtan herkes zarar görecektir.

   f) Sabır

Sabır, en kısa tanımıyla, zorluğa karşı göğüs germek anlamına gelmektedir.




Diğer bir deyişle, yaşanan olumsuz durumu kabullenmek, çözümü yönünde çaba sarf etmek ve uygulanan çözüm faaliyetlerinin sonucunu beklemektir.

Olaylar her zaman bizim kontrolümüzde değildir. Yaşam bazen bizim dışımızdaki unsurlar tarafından yönlendirilir. Diğer yol kullanıcıları, yol ve hava koşulları gibi pek çok şey bizim kontrolümüz  dışında gelişebilir.

Potansiyel olarak tehlikelerle dolu olan ve bizim kontrolümüz dışındaki trafik ortamında zorluklarla sağlıklı bir şekilde baş etmek için sabır olmazsa olmazımızdır.

Trafikte, kırmızı ışıkta beklemek, sabır gerektiren bir davranıştır. Ancak burada gösterilen sabır, kırmızı ışıkta geçmenin bir trafik kural ihlali olması ve bu ihlalin bir cezası olması nedenleri ile sürücüler için bir zorunluluk haline gelmiştir.

Oysa trafik içinde cezası olmayan durumlarda da sabır gösterebilmeliyiz.

Örnek

Trafikte kırmızı ışıkta beklerken, ışık sarıya döner dönmez önündeki araca korna çalan sürücünün ışığın yeşile dönmesi için beklemeye 1 sn. sabrı olmadığını gösterir. Çalınan bu korna öndeki sürücünün paniklemesine ve yola kontrolsüz çıkmasına sebep olabilir.

   g-Trafik kültüründe birbirini uyarma

Birlikte yaşadığımız trafik ortamında, bir kişinin yaptığı olumlu ya da olumsuz bir davranış hepimizi etkiler. O kişinin belki de farkında bile olmadan yaptığı o davranış hiçbir suçu olmayan bir başka kişinin ölümüne, yaralanmasına ya da ömür boyu sakat kalmasına neden olabilir. Dolayısıyla, trafik içinde hatalı davranış sergileyen bir sürücüyü uyarmak hem o sürücünün hem de trafikteki diğer sürücülerin kaza yapma ya da olumsuz bir durum oluşturma riskini azaltacaktır.

Ancak bu uyarı, nezaket ve saygı çerçevesinde yapılmalıdır.

Örnek

Ters yönden gelen bir sürücüyü “Bu sokak tek yönlü, herhalde siz tek yön levhasını görmediniz, lütfen daha dikkatli olun” diyerek uyarmak, trafik içindeki vatandaşlık görevimizdir.




3- TRAFİKTE EMPATİ VE İLETİŞİM

Empati (duygudaşlık), bir olay ya da bir durumda karşımızdaki kişi hakkında herhangi bir yargıda bulunmadan önce kendimizi onun yerine koyarak, olayı/durumu onun gibi yaşamamız.

“ben onun yerinde olsaydım nasıl hissederdim, düşünürdüm, davranırdım”

Trafik adabı açısından da empati çok ciddi bir öneme sahiptir.

Sürücü trafikte sürekli iletişim içindedir. Bu iletişim aracını hareket ettirmesiyle birlikte iletişim başlar, park edinceye kadar devam eder. Örneğin, sola veya sağa dönüş yapmadan önce sinyal vermek bir iletişimdir.

Trafik kuralları bu iletişimi sağlıklı, güvenli ve herkes için standart kılabilmek için vardır.

Hiçbir toplum 24 saat trafik zabıtası tarafından denetlenemez.

Toplum yararına, kesintisiz denetim, trafik adabı ile mümkündür.

Örnek

 Aracını kaldırıma park etmiş bir sürücü, diğer yol kullanıcıların kaldırımı kullanmasına engel olduğu gibi kaldırımı kullanamayan yayaların araç yoluna çıkmalarına neden olmaktadır. Ayrıca kaldırım taşlarına da zarar vermektedir. Empati düzeyi yüksek bir sürücü, kendini yaya olan yol kullanıcısının yerine koyar ve aracını kaldırıma park etmez.

Diğergamlık

Başkalarının size nasıl davranılmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın

Diğergamlık, özgecilik ve saf yardım etme güdüsü olarak da ifade edilmektedir.

Diğergamlık, yardım etme davranışının bir alt kategorisidir. Başkasının çıkarına davranma olarak tanımlanmaktadır.

Diğergamlık ile empati arasında önemli bir ilişki vardır.

Empati, kişiyi başkalarına yardım etmek üzere harekete geçirir.

Toplum yanlısı davranışlar diğer insanların refahına katkıda bulunmaktadır.

ÖFKE YÖNETİMİ:

Öfke;  güçlü bir husumet duygusudur.

Hoşnutsuzluğun doğurduğu yoğun bir duygusal durum anlamına gelir.=kızgınlık, hiddet, gazap.

Evrenseldir. Her kültürde çeşitli şekillerde yaşanan bir duygudur.

Kimi zaman kısa süreli, orta şiddette ve hatta kişiye faydalı,

Kimi zaman ise çok şiddetli, yoğun, sürekli ve tahrip edici olabilmektedir.




*Öfke nasıl ortaya çıkar;

-engellenme,

-benlik duygusunun zedelenmesi,

-gururun kırılması,

-kışkırtıcı davranışlar,

-saldırı,

-haksızlığa uğrama,

-eleştirilme,

-küçümsenme

gibi durumlarda ortaya çıkar.

Öfkenin İfade biçimleri

İnsanlara yönelik fiziksel saldırı

Objelere yönelik fiziksel saldırı

Sözel saldırı veya bağırma

Bastırma

Kendini eleştirme

Dikkati başka konuya çekme

Zulmetmek

ÖFKE NE İŞE YARAR

*Kişiye güç verir

*Kişinin duygularını daha da kabartan,  rahatsız edici davranışları önler.

*Öfke sayesinde engellendiğini anlar, kendine zarar vermez.

*Diğer insanlara karşı olumsuz duyguların dışa vurulmasını kolaylaştırır.

*Kişiyi, isteklerini elde etme konusunda daha atılgan bir hale getirir.

*Kişinin, kendisini önemli, üstün ve haklı hissetmesini sağlar.

ÖFKELENDİĞİMİZDE FİZYOLEJİK TEPKİLERİMİZ NELER OLUYOR

*Kasların gerilmesi artar

*Kaşlar çatılır

*Dişler gıcırdatılır

*Ters ters bakılır

*Yumruklar sıkılır

*Yüz kızarır

*Titreme hissi (el-ayak)

*Uyuşma hissi

*Tıkanma hissi (nefes almada zorluk)

*Vücudun çeşitli bölgelerinde  seyirmeler olması

*Terleme

*Kontrol kaybı

*Sıcaklık hissi

*Burundan soluma

*Dudakları ısırmak

*Beynin zonklaması

*Baş ağrısı

*Hareketlerin hızlanması

ÖFKELENDİĞİMİZDE TEPKİLERİMİZ NELER OLUR

Zihinsel tepkiler:

-Konsantrasyon bozukluğu

-Düşük performans

-Unutkanlık

-Uykusuzluk

-Dikkatsizlik

Davranışsal tepkiler:

– alkolizm

– sigara tiryakiliği

– huzursuzluk

– acelecilik

– ilaç kullanımı

-aşırı yemek yeme

Öfke kontrolü



Öfkeyi bastırmak ya da yok etmek yerine öfkeyi yönetebilirsiniz.

Kızgınlığa yol açan insanları, olayları yok edemezsiniz, onlardan kaçınamazsınız, onları değiştiremezsiniz. Ama İnsanlar ya da olaylar karşısında gösterdiğiniz içsel ve dışsal tepkilerinizi kontrol edebilirsiniz, onları yapıcı bir şekilde yönetebilirsiniz.

Güvenli sürücülük için altın kural sakin olmak ve sakin kalmaktır.

Araç kullanırken kendinizi öfkeli hissederseniz uyum sağlayıcı/yapıcı öfke ifadesi yöntemini kullanın.

Trafikte öfkelendiğinizde, kendinizi sakinleştirmek için:

    • Güvenli bir sürücü olmak için daha dikkatli davranırım.
    • Diğer sürücüyü düşünmemi engellemek için başka şeyler düşünürüm.
    • Karşılık vermeden önce sonuçlarını düşünürüm.
    • Durumla ilgili pozitif çözümler düşünmeye çalışırım.
    • Kendime, bunun sinirlenmeye değmeyeceğini söylerim.
    • Onların seviyesine inmemeyi tercih ederim.
    • Sakinleşmek için radyo veya müzik açarım.
    • Kendime, bulaşmaya değmeyeceğini söylerim.
    • Yolda kötü sürücülerin de bulunabileceğini kabul etmeye çalışırım.




  • Sakinleşmek için derin nefes almak gibi şeyler yaparım.
  • Araç kullanırken gerilimli durumlar olabileceğini kabul etmeye çalışırım.
  • Yoldaki gerilimi düşünmemi engellemek için başka şeyler düşünürüm.
  • Kendi kendime “boşver” derim.
  • Kazalardan sakınmak için diğer sürücülere daha çok dikkat ederim.
  • Yapılabilecek olumlu şeyleri düşünmeyi denerim.

Beden dili,

sözlü iletişimden daha inandırıcıdır. Ayrıca beden dili önemlidir.

-Çünkü bir iletinin %7’si sözel iletişim (sözcükler), %38’si ses (yükseklik, ton, ritim vb.), %55’i beden hareketlerinden (çoğunlukla yüz ifadeleri) oluşmaktadır.

Sözel olmayan ipuçları dendiğinde kişilerarası mesafe, beden dili ve yüz ifadelerinin yanı sıra jestler yani el hareketleri ile konuşma, mimikler, giyiniş tarzı ve söyleyiş tarzı da belirtilmektedir.

Trafik ortamında diğer yol kullanıcıları ile iletişim sırasında sürücü hem aracını hem de beden dilini kullanır.

Korna çalmak, yakın takip araç kullanmak, aracını kullanarak yapılan iletişim biçimlerine örnek iken, diğer sürücü ya da yayaya el-kol işaretleri ile çabuk geçmesini ifade etmek de beden dilini kullanmaya örnek olarak verilebilir.

Bir trafik kazasında, tarafların  iletişim halindeyken beden diline dikkat etmesi önemlidir.

Sözler olumlu olabilir ancak kişinin kullandığı beden dili kavgaya davet çıkarmamalı, sakinleştirici olmalıdır.

Haklı ya da haksız olma trafik zabıtasının karar vereceği bir durumdur.

Bir kaza durumunda taraflar, psikolojik olarak, savunma durumuna geçme ve diğerini suçlama eğilimi içindedirler. Bu ruh hali, beden diline yansır ve diğer taraf da aynı durumda olacağı için olumsuz olayların, kavgaların meydana gelmesi kaçınılmaz bir hal alabilir.  Olayları daha da zor bir hale getirmemek için ve trafik güvenliğini gözetmek açısından kişinin diğer tarafa haklı ya da haksız olmasından bağımsız olarak saygı duyduğunu, varlığını gördüğünü ve kabul ettiğini ifade eden beden dili ile yaklaşması trafik adabı açısından istenilen durumdur.

Konuşma uslubu

Kişinin konuşma üslubu bazen sözlerinden daha çok önem taşır.

İletişim sırasında mesajın ne olduğu kadar nasıl söylendiği de önemlidir.

Başka bir deyişle, sözler olumlu olabilir ama söyleme tarzı olumsuz ise kişinin aklında sözler değil söyleyiş biçimi kalır ve ona göre karşılık verir.

Konuşurken kişilerin yüzüne bakarak, tebessüm etmek karşımızdakinin sert duruşunu yumuşatacaktır.

Sonuç olarak, beden dili ve konuşma üslubu kuralları açısından olumlu bir trafik adabı sahibi olmak güvenli sürücülük açısından önem taşımaktadır.

Beden dili ve konuşma üslubu da dikkate alınarak, trafik adabı açısından başarılı iletişim kurma becerilerinizi geliştiriniz.

4- TRAFİKTE HAK İHLALLERİ

   a) Birey Hakkı (Diğer bireylere verilen zarar)

Sosyal hayatımızda kimseye zarar vermemeye ve kimsenin hakkını yememeye özen göstermeliyiz.

Trafik kurallarının konulmasının başlıca sebeplerinden biri de kişilerin trafikteki haklarının belirlenmesidir.

Hem trafik düzeninin bozulmaması için hem de trafikte başkalarının hakkını çiğnememek için trafik kurallarına muhakkak riayet edilmelidir. *Bu kurallara uymamak kişi haklarını ihlal ettiği gibi hayatlarına da kastedebilir.

Örnek

Birçok sürücü,  hızlı araç kullandıklarında da araçlarını kontrol edebildiklerini düşünmektedir. Aynı zamanda kazaya sebebiyet vermeyecek kadar kendilerini usta şoför olarak görmektedirler Ancak bu sürücüler trafikte tek başlarına olmadıklarını göz ardı etmektedir. Yaptıkları aşırı hız, diğer sürücülerin dikkatlerini dağıtıp, kaza yapmalarına sebep olabilir. Yine aşırı hız yapan sürücülerin, yola çıkan bir yayaya çarpma ve aşırı hızlı oldukları için o yayayı öldürme riskleri artar.

   b) Toplum Hakkı (Topluma verilen zarar)

Trafikte hatalı ve yanlış davranışlar kaza ile sonuçlanabilmektedir. Trafik kazası kişisel olarak can ve mal kaybına sebep olduğu gibi toplumsal zararları da çok büyüktür. Bir kaza bir veya birçok kimsenin ölümüne neden olabilir. Bu ölümler ailelerin yıkımına, kaybolmasına sebep olabilir. Ailelerin yok olması ve dağılması sağlıklı bir toplumun bozulması demektir. Sağlıksız bir toplum, sağlıksız bir millet’ sağlıksız bir devlet demektir.

   c) Kamu Hakkı (Devlete verilen zarar)

Trafik kazası sonucu meydana gelen maddi hasarlar, yetişmiş insan gücü kaybı ve yaralananlara yapılan sosyal güvenlik harcamaları ülke ekonomisine büyük zarar vermektedir.

2014 yılında trafik kazalarındaki ekonomik kayıp 24 milyar TL. olup bu miktar yatırıma ayrılan payın yaklaşık yüzde ellisidir. Bir yılda yatırıma ayrılan pay yaklaşık 50 milyar TL. olduğu düşünülürse trafik kazalarında kaybedilen ekonomik kayıpla neler yapılabilir?

Trafik kazasının topluma verdiği zararlar bununla da bitmemektedir. Karayollarının zamanından önce yıpranması, açılan çok sayıda dava ile yargı sisteminin iş yükünün artması, engelli nüfusunun artması, üretim ve refah kayıpları, uzun vadede kalkınmaya olumsuz etki, ülke imajının zedelenmesi, topluma verdiği zararların başlıcaları olarak sayılabilir

   d) Yaşam Hakkı (Bireyin kendisine verdiği zarar)

Yaşama hakkı; önce insanın fiziksel-biyolojik varlığının arızasız olarak sürdürebilmesi için gerekli olan bir sağlık ve bütünlük içinde doğması, sonra insanın varlığının gelişim olanaklarına sahip olarak sürdürülebilmesidir.

Sürücülerin başkalarının yaşama haklarını tehlikeye atacak davranışlardan uzak durmaları gerektiği gibi kendi yaşama hakkını da tehlikeye atacak davranış içinde bulunmaması gerekir.

Yaşama hakkı, en temel haktır. Diğer tüm hakların kullanımı ve varlığı bu hakka bağlıdır.

Kişi maddi ve manevi olarak birçok zorluk ve fedakârlıklarla yetişkin hale gelmektedir.

   e) Çevre Hakkı (Çevre ve doğaya verilen zarar)

Çevre sorunları son yıllarda giderek artış göstermektedir.

Bu sorunların sonucunda, mevsimler değişmekte, buzullar erimekte,  soluduğumuz hava zehirle yüklenmekte, kulaklarımız, gözlerimiz ve beynimiz; gürültü beton ve metal kirliliği ile dolmaktadır.

Çevreye en zararlı karayolu ulaşım sistemi ise özel araçtır.

Enerji tüketimi, atık maddesi ve gürültü kirliliği en fazla, kapasitesi ise en düşük ulaşım sistemi özel araçtır. Bu nedenle özellikle kent içinde zorunlu olmadıkça özel araç yerine alternatif ulaşım türleri (toplu taşıma, bisiklet, yaya) kullanılmalıdır.

Çevreye verilen zararların başlıcaları:

  • Orta refüjlere ve yol kenarlarına dikilen ağaçlar zarar görmektedir.
  • Bilhassa yakıt, kimyasal madde, tıbbi atık vs. yüklü araçların yaptığı kazalar neticesinde çevre büyük ekolojik zarar görmektedir.
  • Trafo, elektrik direğine çarpma gibi durumlarda kesintiler yaşanmaktadır.
  • Köprü, tünel gibi noktalarda yaşanan kazalarda ulaşım aksamaktadır.

5- TRAFİKTE DİĞERLERİNİN SÜRÜCÜ DAVRANIŞINA ETKİSİ

İnsan toplum içinde yaşayan sosyal bir varlıktır.

Kişinin günlük hayatında yapmış olduğu birçok rutin aktivitede de davranış şeklini sosyal çevresi şekillendirir.

Sürücüler trafikte toplu olarak araç kullandıklarından toplumsal belleğin de etkisi altındadırlar.

  • Ortamda, sizi izleyen kişinin varlığı ya da yokluğu farklı davranmanıza neden olur.
  • Başkalarının etkisi ile davranışlarımız yalnız olduğumuzdan daha farklı olabilir.

Yalnızken emniyet kemeri takan bir genç sürücü, yanında yaşıtı olduğunda onun olumsuz etkisiyle emniyet kemerini takmayabilir.

Trafik içinde tüm kurallara uyarak araç süren bir sürücü bile, trafikteki diğer araçlara farkında olmayarak ya da farkında olmasına rağmen direnç gösteremeyerek, uyum sağlayıp kural ihlali yapabilir.

Örnek

Akan bir trafik içindeki sürücü, önündeki ve arkasındaki araçlar yasal hız sınırının üstünde gidiyorsa, kendini o akışa kaptırıp, yasal hız sınırının üstüne çıkabilir. Bu çoğunlukla farkında olmadan yapılan bir kural ihlalidir. Bazı durumlarda ise sürücü, yasal hız sınırının üstünde seyir ettiğinin farkındadır. Ancak yavaşladığı takdirde arkasındaki araçların korna ve selektörlerle tepki vereceğini bildiğinden bu tepkiyi göze alamaz ve hızını düşüremez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir